Anahtar Kelimeler: KADİR GECESİ-

KÖŞE YAZILARI

KÖŞE YAZILARI Haberleri


KADİR GECESİ-2

Köşe Yazarımız Necati Alodalı'nın Kaleminden "KADİR GECESİ"

Bu geceyi ihya edenler,“Kadir gecesi, iman ederek ve mutlaka bağışlanacağını ümit ederek ibadet edenlerin geçmiş günahları bağışlanır”  hadisi şerifi ile müjdelenirler. Bu gecenin kadrini bil, kadri bul, gece gündüz Allah de. 365 gününü O’na ibadet ve taatle geçirsen yine de O’na şükrünü tam eda edemezsin. Allah’u Teâlâ’nın rızasını kazanmaya çalış, O’nun men ettiklerinden kaç ki işte o zaman kadre erersin. Rasulullah (s.a.v.) efendimizi sev, öyle seveceksin ki; canından, malından, evlat ve ayalinden fazla seveceksin. Ecdadımız O’nun sevgisiyle asırlarca dünyaya hükmetti, İslam’ın sancaktarlığını yaptı. O’nun sevgisiyle bütün güçlükleri-zorlukları yendi, O’nun Ravza’sına ayak uzatarak yatmayı edepsizlik sayacak kadar sevgi ve saygı duydular, bunu bilmeden yapanları bile;

 

                “Sakın terk-i edepten, kuy-ı mahbub-u Huda’dır bu,

                Nazargah-ı ilahi’dir, makam-ı Mustafa’dır bu”

 

Sözleriyle ikaz ettiler. O’nun sevgisiyle, bu gün dahi bütün imkânlarla güçlükle geçilebilen çölleri Rasulullah sevgisi ve saygısıyla geçtiler. Bu konuda ki malum kıssa şöyledir:

      Ecdadımızdan cennet-mekân Yavuz Sultan Selim, Merci Dabık zaferinden sonra aylardır süren yorucu Mısır seferini ordusunun başında sürdürüyordu. Yanında Lalası, vezirleri, kumandanlarıyla birlikte Sina Çölünden çok zor şartlar altında geçmekteydiler. Güneşin kavurucu sıcağı ordunun ilerlemesini oldukça güçleştiriyordu. Bir ara gidilen güzergâhta tereddüt hâsıl oldu ve bütün bu olumsuz şartlara rağmen yön tespiti için Hünkâr birden atından indi, kendisi ve erkânı önde, askerleri arkada yaya olarak çölde ilerlemeye başladı. Çölde kızgın kumlarda saatler süren yürüme askerleri perişan vaziyete getirdi Fakat kumandanlar ve vezirler tekrar atlara binmeyi teklif etmeye cesaret edemiyorlar, Yavuz’un gazaplanmasından korkuyorlardı. Sultanın lalası Hasan Can’a:

      -“Hünkâra arz etseniz de atlara binilse, ordu bitap vaziyette!“ demeleri üzerine Hasan Can, çekinerek de olsa durumu Yavuz’a aktarır. 0 büyük hakan, kendisinin bütün meşakkatlere göğüs germesini sağlayan manevi güç ile sevgi ve saygı duygularını şöylece ifade eder:

      -“Hasan Can! Bre Lala! Sen ne diyorsun? Önümüzde Sevgili Peygamberimiz ve ashabı yaya yürürken biz nasıl ata bineriz? Bu edepsizlik olmaz mı? diye kükrer.

      İşte Rasulullah sevgisi, peygambere saygı böyle olur. Önünde kılavuzu, rehberi sevgili Resulü olan da her zorluğa göğüs gerer, bütün güçlükleri yener.

      İçinde bulunduğumuz Ramazanın belki de son Ramazanımız olacağını unutmayalım. Leyle-i Kadir, öyle mübarek bir gecedir ki, bu ümmete özellikle bahşedilen nimetlerin en yücesidir. Kul olarak bizlere verilen bütün nimetlerin kıymetini bilip, yaratılış gayemize uygun Cenabı Hakkı ibadet ve taatta kusur eylememek, küfran-ı nimette bulunmamak gerekir.

      Kadir gecesinin tayini ve tespitini nasıl yaparız?

      Bu konu üzerinde ulemanın ihtilafı bulunmaktadır. Bu konuda Hz. Aişe (r.a) den gelen rivayetlerde: “Ramazan-ı şerifin son on günü girdiği zaman Peygamber (s.a.v.) Allah’a ibadette daha ciddi ve daha gayretli olur, gecenin tamamını ihya eder ve ehlini de uyandırırdı” buyrulmaktadır.

      Hz.Muaviye (r.a) de Peygamber (s.a.v.)in şöyle buyurduklarını rivayet eder: “Leyle-i Kadir Ramazan’ın 27. Gecesidir.”

      Tirmizi’de rivayet edilen hadisi şeriflerde “Kadir gecesini siz Ramazanın son 10 gününde arayınız” ve,

      “Kadir gecesini siz Ramazanın son 10 gününün ve gecelerinde arayınız” buyrulmaktadır. Bu geceler 21, 23, 25, 27 ve 29. gecelerdir.

      Ayrıca, Kadir Suresi otuz kelime olup, 27. Kelime “Kadir Gecesine” işaret eden “Hiye” zamiridir. “Leyle Kadir” kelimesi de 9 harf olup, surede üç defa tekrar olunduğuna göre 27 harf eder ki, bu da 27. geceyi işarettir.

      İşte bütün bunlardan ve sahabe-i kiramın görüşlerinden Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın 27.gecesi olduğu anlaşılıyor. Ancak, burada şu soru aklımıza gelebilir. Acaba, Kadir gecesi niçin gizlenmiştir, bunun hikmeti nedir? Cenabı Hak, bu mübarek geceyi Ramazan içinde, Ramazan’ın son 10 gününde veya başka günlerinde gizlemesi büyük hikmetlere bağlıdır. Ta ki, müminler, 0 geceyi idrak etmek için Ramazan ayının bütün gecelerini ibadet ve taatla geçirmeye gayret etsinler.

      Nitekim İsmi Azamı Esma-i Hüsna arasında, orta namazını beş vakit namazın içinde, icabet saatini Cuma saatleri ve gece saatleri içerisinde, Rızayı İlahisini emirlerinde, gazabını ma’siyetlerde, kıyameti ve ölümü zamanlar içinde, salih kullarını-velilerini insanlar arasında gizlediği gibi Kadir Gecesini de Ramazan içerisinde gizlemiştir. Bütün bunların gizlenmesinde büyük hikmet ve rahmet vardır. Gizlenmemiş olsaydı belki insanlar, ibadetlerini sadece bu gecelerde yapar ve hayırlı amellerde bulunurlardı da ibadetlerini ve hayırlı amellerini azaltabilirlerdi. Bunların gizlenmesindeki hikmetleri birer cümle ile açıklayalım:

      Cenabı Allah, duaların kabulünün beş vakit namazlardan birisinde olduğunu beyan etmiş, fakat hangisinde olduğunu bildirmemiştir. Bundaki muradı, kulları beş vakit namaza teşviktir. Şu halde beş vakit namazı kılanlar dualarının kabul olduğu namazı mutlaka bulurlar ve bu büyük nimete ererler. Bu namaz ayeti kerimede bildirildiği üzere orta namazıdır:

      “Farz namazlarını vaktinde, şart ve rükünlerine riayet ederek devam ve muhafaza edin. Hele, orta namaza dikkat edin, huşu ve taatla namaza durun.” buyrulmaktadır. Ancak, orta namazın hangi namaz olduğu kullar tarafından bilinememektedir.

      Esma-i Hüsna içerisinde İsm-i Azamı gizlemesi bütün esma-i ilahiyi okumamız içindir, esmai ilahinin tamamını okuyanlar kendisine hidayet ve nur verecek olan ismi azamı bulmuş olurlar.

      Rıza-i ilahisini her hangi bir taatte gizlemesi kullarının bütün taatlara rağbet ederek rıza-i ilahiye erişebilmeleri içindir. Yine bu hikmete bağlı olarak kullarının bütün yasaklardan kaçınmaları ve gazabı ilahiden emin olmaları için gazabını da gizlemiştir.

      Bütün bunlar gibi, Ramazanın tamamında hatta yıl boyunca gaflete düşmememiz ve sayılı nefeslerimizi ibadet ve taatla geçirip kulluk vazifemizi yerine getirmemiz için Kadir gecesini de diğer gecelerin içerisinde gizlemiştir. Onun için hayatımızın her gecesini Kadir bilip onu ihya etmeli, onun feyiz ve bereketinden ecir ve nasibimizi almalıyız.

      Kadir gecesinin faziletinden de bahsetmek gerekir ki bu hususta hiçbir şey olmasaydı da sadece; “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Onda bütün melekler ve Cebrail (a.s) yeryüzüne inerler” mealindeki ayet-i kerimeler ile Sahihi Buhari ve Müslim’de geçen;

      “Kim iman edip inanarak ve sevabını (Allah’tan) bekleyerek Kadir Gecesini ihya ederse, geçmiş günahları mağfiret olunur”  mealindeki hadis-i şerif, Kadir Gecesinin faziletini ifadeye kâfi gelirdi. Bu gecenin fazileti önce de ifade ettiğimiz gibi Duhan suresinde de belirtilmekte, diğer hadis-i şeriflerde de bu gecenin üstünlüğü bildirilmektedir:

      “Size Ramazan ayı gelmiştir. 0 mübarek bir aydır. Allah, O’nun orucunu sizlere farz kılmıştır. Onda semanın bütün kapıları açılır” diğer bir rivayette “Cennetin kapıları açılır” Yani Ramazan ayında ölenler için eğer oruç tutmakta iseler onlar için Cennet hazırlanır.

      “0 gece yeryüzüne inen meleklerin adedi (sayılması mümkün olmayan) çakıl taşlarının (çölün kumlarının) adedinden daha çoktur.” Ayrıca “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır” mealindeki ayetten anlaşılıyor ki Kadir Gecesi, günlerin ulusu olan Cuma ve Arefe gecelerinden hatta Miraç Gecesinden de efdaldir. Burada anti-parantez Resul-i Ekrem efendimiz için Miraç Gecesinin, ümmeti için ise Kadir gecesinin daha efdal olduğu söylenmiştir.

      Kadir Gecesi’ni ihya edenlerin affa mazhar olacakları ifade edildi. Ancak bu gece affedilmeyecek olanlar da vardır. İbni Abbas (r.a), Peygamberimiz (s.a.v.)in şöyle buyurduklarını rivayet ediyor:

      “Kadir Gecesinden, aralarında Cebrail (a.s.) ve beraberlerinde sancaklar olduğu halde “Sidre-i Münteha” sakinlerinden olan melekler yeryüzüne inerler. Fecre kadar müminlerin dualarına “âmin” derler. Şafak sökünce Cebrail (as.)

      -“Ey Melekler topluluğu, haydin, yolculuk vaktidir, makamlarınıza dönün” diye seslenir. Melekler de:

      -Ey Cebrail Allah (c.c.) Ümmet-i Muhammed’den olan müminlere ne gibi bir ihsanda bulundu derler. Cebrail (a.s.):

      -Allah (c.c.) bu gece müminlere rahmet ile nazar etti. Ümmeti Muhammed’in tamamını affeyledi ve mağfiretine nail kıldı. Yalnız Ümmet-i Muhammed’den dört sınıf kimse bu mağfiretten istifade edemediler ve affı ilahiden mahrum kaldılar, bu dört sınıf hariç, Allah’u Teâlâ bütün müminlere rahmet nazariyle baktı, onlara mağfiret buyurdu ve affetti” der. Melekler dediler ki:

      -“0 dört sınıfta bulunan kimseler kimlerdir ?“ Cebrail (as.):

      -“Bunlardan birincisi devamlı içki içenlerdir ki, bunlar yaptıklarını hala terk etmeyen ve bundan tövbe etmeyenlerdir,

      İkincisi, anasına-babasına itaat etmeyen, onlara asi olan, onlara ihsanda bulunmayanlardır,

      Üçüncüsü hısım-akraba ile alakasını kesenler,

      Dördüncüsü de mümin kardeşine üç günden fazla söylemeyen onlara küs-dargın duran kimsedir” buyurdular.

      Kadir Gecesinin önemini, faziletini, bu gecenin tayin ve tespitini yaptıktan sonra bu gecenin nasıl ihya edilmesi gerektiğini izah edelim.

      Kadir gecesini ihya için başta Peygamber efendimizde büyük bir gayret görülmektedir. Rasulullah bilhassa Ramazanın son 10 gününde gecelerin tamamını ihya etmiş ve aile efradını da uyararak onların da bu ulvi gecenin feyiz ve bereketinden faydalanmalarını istemiştir.

      Bu mübarek gecede bol bol dua etmek sünnettir. Çünkü Hz.Aişe validemiz “Ya Resulullah! Ben Kadir Gecesine rastlarsam o gece ye mahsus bir dua var mıdır ki, ben Allah’u tealaya o dua ile yalvarayım, o gece ben ne söyleyeyim dedi. Peygamberimiz (s.a.v) de şöyle buyurdu:

      -“Ya Aişe, o geceye erersen sen şöyle dua et:

Allahümme inneke afüvvün, tühıbbü’l-afve, fa’fü anni” Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affeyle”

      Peygamber efendimiz (s.a.v)in bizzat öğrettiği bu duaya Kuran’ı Kerim’de ve Hadisi Şeriflerde geçen dualarla devam etmek sünnet olduğu gibi namaz ve diğer ibadetler için de gayret göstermek sünnettir. Ramazan aylarında Cebrail (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v)e gelerek Kuran’ı Kerim okurlar, Peygamberimiz (s.a.v) de Cebrail’e okuyarak nazil olan ayeti kerimeleri murakabe süzgecinden geçirilmiş olurdu. Bu bakımdan Ramazan ayında bilhassa Kadir Gecesinde en fazla yapılacak amellerden biri, belki de en faziletlisi tefekkürle Kuran’ı Kerim okumaktır. Onun için özellikle Ramazan aylarında Kuran’ı Kerim okumak ve okunan mukabeleleri dinlemek sünnettir.

      Bu gecelerde kaza namazı olanların borçlarını ödeme gayreti içinde olmaları daha münasiptir. Böylece hem borçlarını ödemiş olurlar; hem de geceyi ihya etmiş olurlar.

      Bu gecenin feyiz ve bereketi sebebiyle kırgınlıklara, dargınlıklara son verilmeli, akrabalar ziyaret edilmeli, kimsesiz, yoksul ve fakirlere yardım eli uzatılmalıdır.

      Bu gece, Cenabı Hakkın rahmet deryasını taştığı ve yeryüzüne ulaştığı bir gecedir. Fakat her insan bu geceyi ihya etmesi ölçüsünde bu ilahi rahmetten hissesini alır. Bu gece için hiçbir gayret göstermeyen bir kimsenin ise elbette bu geceden nasibi yoktur. Gafiller, Hakkı ancak gökte ararlar; müminler Cenabı Hakkın her yerde hazır ve nazır olduğunu, görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen her yerde âlemlerin Rabbi olduğunu bilirler, O’nu gönüllerde arar ve bulurlar ve kadre ererler.

      Ya Rabbi, bizleri tekrar tekrar Leyle-i Kadir’e erenlerden eyle.

      Ya Rabbi, ahir ve akıbetimizi hayreyle! Varda ve darda, sevinçte ve kederde Allah diyenlerden eyle! Bizleri senden, Kuran’dan, onu tebliğ eden Resulünün ve sevdiklerinin yolundan ayırma!

                                      - oOo -

*Bu yazım Kasım 2004’de Altınoluk dergisinde yayınlanmıştı.

 

KÖŞE YAZILARI 8.05.2021 03:49:00 0