Necati ALODALI


BEYİN MUTASYONU/SİYASET EVRİMİ

Bilim adamlarının beyanlarıyla mutasyon deyiminin virüslerde, bakteri ve mikroplarda, hayvan türlerinde meydana gelen değişimleri ifade etmek üzere kullanıldığını biliyorduk.


Gerçi şeklî değişiklikleri ifade babında “evrim” kelimesi de kullanılmaktaydı. Hatta bir zamanlar, bazı insanlıktan çıkmış dinozor beyinli hilkat garibelerinin kendilerinin evrim sonucu bu hale geldiklerini ifade ve kabul ettiklerini gördük. Halen bu iddiayı sürdüren ve evrimden önceki ataları gibi hayat süren epeyce kalabalık bir sürü bulunmaktadır.

                Yumurtasından çıkıp kabuğunu beğenmeyen haşerat gibi yetiştiğinden; adam yerine konulduğu, mevki ve makam sahibi olduğu yerleri terk ettikten sonra oralara her türlü hakaret ve kara sürmeyi marifet sanan dönekler de çoğalmış bulunmaktadır. Son dönemlerde bu iyice yaygınlaşmış; ülkemizi yıkmak isteyen dış güçler tarafından beslenen bu yerli maşalar, bu omurgasızlar son günlerde iyice gemi azıya almış bulunmaktadırlar. Daha yeni vuku bulan olay yazımızda bahse konu olmaktadır. Bu gün bir kanalda haftanın değerlendirildiği programda gördüm. Geçtiğimiz 2 Şubat’da, beyin mutasyonuna uğramış omurgasızlardan birisi, kuruluş gayesi milletin maneviyatına saldırmak, laikliği dinsizlik olarak uygulamak isteyen bir televizyon kanalında düzenlenen açık oturum programında aynı evrimden geçmiş dört dinozorla birlikte salyalarını akıtarak milli ve manevi değerlerimize ve savunucularına saldırmışlardır.

                 Be hey adam! Sen ki Adalet Partisinde, Doğruyol Partisinde, Anavatan Partisinde ilçe başkanlığı, il başkanlığı, belediye başkanlığı, üç kez milletvekilliği, bakanlık yapmışsın! Bu partiler yıllarca bu milleti inim inim inleten, milli ve manevi her değere düşman olan tek parti-tek şeflik sistemine karşı kurulmuş; bu beyanla milletin ekseriyetinden oy almış partilerdir. Onlara mensubiyetin devam ederken onların en ateşli savunucularından biriydin. Bu partiler ki, milletin kahir ekseriyetinin oyu ile üç dönem seçimle başbakan olan merhum Adnan Menderes’i idam eden tek parti zihniyetine karşı kurulmuş olan partilerdir. Menderes’in suçu, dile getirilmeyen tek idam sebebi Ezanı Arapça aslına döndürmek idi.

                Açık oturumun asıl konusu, yirmi senedir girdikleri her seçimde yenildikleri, bu milleti seçimle yenemeyeceklerine kani olunca fetönün yardımlarıyla 7 Şubat MİT Kumpası, 17-25 Aralık darbe girişimi, Gezi kalkışması ve nihayet 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle deviremedikleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı saf dışı bırakmak için başlatılan Boğaziçi ayaklanması idi…           Bu TV kanalı ve programa katılanların zihniyetleri her fırsatta milli ve manevi değerleri tahrip etmek; bu değerlere ve savunanlarına karşı çıkanları, saldıranları, ayaklananları, darbeye yeltenenleri bütün imkânlarıyla desteklemektir.  Şurası asla unutulmamalıdır ki, bu laikçi zihniyet mensuplarının yaptıkları bütün menhiyattan, manevi değerlere (Kâbe’nin yere serilip ortasına şahmeran yerleştirip çiğnenmesi v.b.) saldırıdan bunların ittifak ortakları da harfiyen mesuldür, bunların günahlarına ve sorumluluklarına ortaktır.

                Bunlar her vesileyle Cumhurbaşkanına saldırmayı asli görevleri olarak görürler. Tek adam, diktatör, padişah, sultan… derler de derler. Boğaziçi ayaklanması sebebiyle de milletvekilinden genel başkan yardımcısına, sanatkâr müsveddelerinden başkanlarına kadar tıpkı cennetmekân Sultan Abdülhamit Hana dedikleri gibi “kahrolsun istibdat-yaşasın hürriyet” diye zırlamaya başladılar. Bu millet Sultan Abdülhamit Hana yapılanlardan İstanbul dışında bihaberdi. Şimdi her şeyden anında haberdar olunmaktadır. Hatta bunların dünyadan habersiz genel başkanları Diyarbakır annelerinin evlatlarını umursamadan Boğaziçi teröristlerini evlat edinip, başta Anadolu’yu ve binlerce km.lik Medine demir yolunu onun yaptığını bilmediğinden “Abdülhamit ne yaptı, bu millete ne hizmeti oldu, bir km.lik demiryolu mu yaptı?” diyerek bilgiçliğini(!) gösterdi. Neyse, biz konuya dönelim:

                Be hey omurgasız adam! Sen, yanında oturan, yılların diktatörlerinin, tek adamlarının zihniyet temsilcileri dururken nasıl bir beyin mutasyonuna uğradın ki, nasıl bir siyasi evrim geçirdin ki onlarla aynı duygular içinde sahibinin sesi olarak onlarla aynı kini kusuyorsun: Sen şah değilsin, padişah değilsin, sultan değilsin. Aklını başına al kardeşim. Yarın yapayalnız kalacaksın. Bunların tarihte onlarca yüzlerce örneği var.  Hiçbir dikta heveslisi insan hiçbir tek adam yatağında ölmemiştir, "İçimizde sizin için merhamet kırıntısı kadar yer bırakın ki ilerde acıma duygumuzu size karşı gösterebilelim" herzelerini, skandal müptezellik ifadelerini yumurtluyorsun.  Girdiği her seçimi kazanan, %52 oyla seçilen Cumhurbaşkanı istibdatçı, diktatör olsaydı hiçbiriniz böyle zırvalayamazdı. Sen kimsin be hey hadsiz! Kime merhamet edecek, kime acıma duyacaksın?  O devirler çok gerilerde kaldı artık. Sen 15 Temmuzda uyuyordun herhalde. Bu millet hamdolsun öyle bir hale geldi ki, sizin gibileri tükürüğünde boğar, haddinizi bilin!