İlginizi Çekebilir



Necati ALODALI


EBLEH VE AVANESİ

Necati ALODALI'nın Kaleminden


HDP Milletvekili Meclis kürsüsünden fotoğraflar göstererek İsrail saldırılarına karşı kendini savunan Gazze ile teröristlerin ayaklanma ve baş kaldırma-bağımsızlık provası yaptıkları Sur, Cizre ve Lice’nin aynı akıbete uğradıklarını ifade etmiş, Erdoğan ve Netenyahu’nun aynı cinayetleri işlediğini, sivil yerleşim yerlerini bombaladığını zırvalamıştır.

 

         Netenyahu ve İsrail Siyonistleri dışardan gelip o topraklara çökmüş; yetmiş senedir gıdım gıdım genişliyerek Filistinlilerin öz vatanını işgal etmiş, evlerine topraklarına el koymuştur.

         Bir yanda Gazze’deki yeni yerleşimlerini de yerle bir eden, yaşlı genç, kadın erkek, çocuk bebek demeden soykırım yapan bebek katili Netenyahu duruyor. Diğer yanda Filistinlilere benzetilen; Asala’nın yerine kurulmuş olan, Amerika-Fransa-İngiltere-Almanya gibi dış güçlerin maşası, çoğu gayri Müslim PKK-PYD-YPG canileri duruyor.  40 senedir 40.000 vatandaşımızı amir memur, öğretmen imam, hemşire işçi demeden; yaşlı genç, kadın erkek, çocuk bebek demeden şehit eden bu sefil yaratıklardan ve her fırsatta bu vatana ihanet eden kanı bozuklardan bu sözler beklenebilir.

 

         Meğer bu tür sözler de, bunların her yaptığı, her ettiği, her söyledikleri gibi Fetö-ABD-dış şer güçlerce programlandırılan siyaset mühendisliği ürünü ve provokasyon-kışkırtma amaçlı sözler olarak sarf edilmişlerdir. Çünkü aynı sözleri HDP’nin has ortağı CHP sözcüsü Özgür Özel de dillendirmiştir. HDP ve PKK ile bu kadar mı özdeşleşilir? Hadi bunu da beklenen bir davranış olarak kabul edelim, çünkü Vatan-millet hususunda Atatürk’ün kurduğu partiyle alakası kalmayan CHP+HDP+PKK aynı görüşleri özümsemiş ve dışlarına da yansıtmışlardır. Bunu da beklenebilir sözler olarak kabul edebiliriz.

          …

         Bir hikâye anlatılır.

         “Ormanda ağaçları birer birer kesen oduncunun boylu boyunca yere devrilen ağaçlardan şunları işittiği söylenir:

         -Oduncu bizleri teker teker kesip deviriyor, bu kaçınılmaz son. Testere ile motorlu bıçkıyla kesilmek neyse de şu baltayla kesilmek canımızı çok acıtıyor, içimizi yakıyor.

         -Neden, diye soran diğer ağaca:

         -Neden olacak, çünkü sapı bizden” der…

         …

         Bu misalden hareketle, yaptığı intihalle, canımızı çok daha fazla yakan, yaramıza tuz-biber eken sözler aynı inancı paylaştığımızı sandığımız Akşener ve partisinin grup toplantısında hem de daha ağır ifadelerle dile getirildi. Yakında seçime girecek olan Netenyahu’yu, bu sözlerle, kendisinden daha ağır suçları işlemiş gibi Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanına benzeterek kınadı! Hem de Erdoğan’ın, iki seneden fazla zaman olmasına rağmen bunları seçim yatırımı olarak yaptığını söyleyip ağır sözlerle Cizre ve Lice’de sivillerin bombalandığını ifade etti.

         “Merd-i kıpti şecaat arz edeyim derken sirkatin söylermiş”. Sen ki zamanında öğretim görevliliği yapmışsın, sen ki Ülkücü kökenden gelmişsin, sen ki DYP’den İçişleri Bakanlığı yapmışsın, sen ki talimatla MHP’de genel başkanlığa aday olmuşsun, sen ki buna muvaffak olamayınca birbirine can-ciğer kardeş olan ülkücüleri parçalama pahasına ayrı parti kurmuşsun! Bütün bunlar bunun için miydi? Ne dediğini, ne konuştuğunu kendisi de anlamayan birinin peşine takılıp bu hale mi gelecektin? Bayramlık yerine kefen giyen bebekleri, çocukları, mazlum, mağdur, yetim Filistinlileri, 40 bin kişinin katili PKK-PYD ile nasıl bir tutabilirsin? Bizleri acıtan, üzen, kızdıran, gafletle ve akıntıya kapılarak söylenen bu sözlerdir. Hele hele bu sözlerle ortalığı toz-duman etmişken “neticesini bir göreyim” der gibi Rize’ye gitmek arı kovanına çomak sokmaktan ibarettir.

 

         Nereden nereye? Kimisi geçmişinde iyi işler, hizmetler yaparken basiret tutulmasıyla sonradan raydan çıkabiliyor; kimisi de çevresinden, eğitim tarzından,  yanlış arkadaşlardan etkileşimle hoş karşılanmayan, tenkit edilen fikirlere sahip bir durumda iken gerçekleri görerek şimdiye kadar savundukları yanlış fikirlere bir çırpıda sünger çekebiliyor.  Yani insan (+)dan (-)ye doğru değil; (-)den (+)ya doğru bir gelişme içinde olmalıdır.  Doğru olan, tasvip edilen, etik olan, erdemli olan da budur.

 

         Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun “Sayın Erdoğan’a oynanan büyük ve kirli oyunu gördüm ve bu saatten sonra bütün gücümle kendisinin ve hükümetinin yanındayım” demesi çoğu şom ağızların açılmasına; “dün şöyleydi, şunları demişti, o şunları şunları yapmıştı, ona şunlar şunlar denmişti…” gibi zırvalamalar peşi peşine geldi.

         Düne kadar ne dediyse desin, hakkında ne söylendiyse söylensin Hz.Mevlâna’nın deyimiyle “Dün, dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım.” Bu sözler Feyzioğlu’na aitse inşallah öyledir, onu muhabbetle bağrıma basarım. Hattab b.Ömer Hz.Peygamberi öldürmeye gitmişken İslâm’la müşerref olmasıyla adalet timsali Halife Hz.Ömer olmuştur.

         İslâm bir kimsenin geçmişine değil haline bakar, “ Et-taibü minez-zenbi kemen lâ zenbe leh” (Günahından tövbe eden o günahı işlememiş gibidir) yeni hali geçmişine sünger çeker.

         Hülasa-i kelâm, bu eblehler sürüsü ve avenelerinden; Sur, Cizre ve Lice’de ayaklanarak baş kaldıran teröristlere verilen karşılığa sivil katliam derse, PKK-PYD-YPG’yi terör örgütü saymazsa, onları topraklarını koruyan silahlı halk savaşçıları olarak tanımlarsa, Ermeni katliamı yapılmıştır derse her kim olursa olsun, ister yerli ister yabancı, ister asil ister vekil, ister siyasi ister sade vatandaş, ister başkan ister sözcü, ister yazar ister çizer kim olursa olsun, Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanına böyle akıl-fikir ve iz’an tutulmalarıyla hakaret etmeye kalkan, onu dinsiz-kâfirlere teşbih etmeye yeltenen herkes hadsizdir, alçaktır,  haindir! Başkalarının kuklası, maşası ve onların sözcüsüdür, vesselam!