İlginizi Çekebilir



Burhanettin SAYGILI


EĞİTİMDE ÖDÜL

Eğitimde ödül ve cezayı en güzel inceleyen, bu konuda çığır açan ve geleceğe ışık tutan bilim adamlarından biri de Thorndike'dir.


(Öğretmen adaylarının, genç anne babaların okuyup, incelemelerinin faydalı olacağını belirtelim.) Çalışmalarını 1930'dan sonra revize etmiş. Ödülün eğitimde faydalı olduğunu belirtmiştir. Ancak cezada yanıldığını belirtip, gözlemleri sonucunda cezanın faydasını görmediğini eklemiştir. Direkt ceza yerine faydalanılan imkanlardan mahrum bırakmayı önermiştir.

Ödül ve ceza esasında Kuran-ı Kerim'de bir çok ayette yer almaktadır. Bu alemin sonlandırılıp (mevcut sistemin çökertilip) öteki aleme geçtikten sonra (yeni sistemin kurulmasıyla), ödül (cennet) vaat edilmiş öte yandan ceza (cehennem) ile uyarılmıştır. Şu ifadeyi bir kenara not edelim. ''Ödül müjde, ceza uyarı niteliği taşımalıdır.''

Ödül, istenen durumlara ulaşmak için motivasyon kaynağıdır. Ceza istenmeyen durumlardan uzaklaşma yahut yaklaşmama için motivasyon kaynağıdır. Ödül belirtilen amaca yönelme durumunu artırmak kastı güden çeşitli aparatlardır. Belirlenen amaca ulaşmak için sisteme   dahil edilen araçlardır. Yeri gelmişken araçların amaçsallaşması riski her zaman fırsat kollar. Bu konuda çok hassas davranılması gerektiğini hatırlatmakla iktifa edelim.

Ödül bir nesne, varlık olacağı gibi bir duygu yada tavır da olabilir. Bir dondurma, sinema, tiyatro, piknik, gezi ödül olabilir. Bir bakış, bir tebessüm, telefonla aramak, mesaj, küçük bir emoji bile bir ödül olabilir. Yerinde kullanılan her ödül fizikteki kaldıraç görevi görür. Yapılması imkansız olan birçok şeyi mümkün hale getirebilir.

Çocuklar on, on iki yaşlarına kadar somut dönemdedirler (Piaget). Bu dönemde somut ödüllerin konulması, zamanla sınırlı tutulması gerekir. Belirtilen zamanda taahhüt edilenlerin yerine getirilmesi gerekir. Bu yaş çocuklarının çoğu, Kohlberg, Ahlak Gelişimi Kuramına göre, araçsal ilişkiler dönemindedir. İhtiyaçlar karşılandığı müddetçe kurallara uyarlar.

Soyut döneme geçtikçe somut ödüller azaltılarak, soyut ödüllere (manevi ödüllere) yönelmek gerekir. Kişilik gelişiminin karakter oluşumunun da fırsat bulacağı ödüllerdir. Dışarıdan gelen ödüllerden daha çok içeride meydana gelen ödüller mutluluk verir. Vicdan gelişimi kemâlâtâ erer. Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi (Kohlberg) başlar. Ödülün dışına taşan Bizim Yunus gelir aklımıza. (Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver anları / Bana seni gerek seni)                Ödül ötesi ödül tabirini kullanabiliriz.

Konumuz olan ödül kavramından uzaklaşmadan cezadan da biraz bahsedelim. Ceza kişiye değil, davranışa yönelik olmalıdır. Odaklanma cezaya değil, eyleme olmalı yani cezadan kaçış fırsatı tanınmalı. Ceza intikam özelliği taşımamalı. Ceza alanın adalet duygusu sarsılmamalı. Dayak, işkence özelliği taşımamalı. Suç veya hata ile orantılı olarak verilmeli. Daha çok imkanların kısıtlanması şeklinde, mahrumiyetler olmalı. Örneğin görev ve sorumluluklarını yapmayan bir çocuğa sevdiği bir oyun veya çizgi filme ulaşmasını engellemek de bir cezadır. Kısaca ceza uyarı niteliği taşımalıdır.

Ödül müjde niteliğinde olmalı ve ümide kapı aralamalıdır. Ümit yaşama tutunmaktır, başarmaktır. Ödül belirtilen hedeflere yol açmalıdır.

Uygulamakta olduğum ve tavsiye isteyenlere de önerdiğim ödül sisteminden bahsetmek istiyorum. Bu uygulamalar altı, on iki yaş aralığı içindir. Uzmanların görüşlerinden yararlanılarak, denenmiş ve faydaları  görülmüş uygulamalardır.    

Hedefler önceden belirlenmeli, hedeflere uygun ödüller konulmalı. Ödüller mümkünse biriktirilebilmeli ve oyun özelliği barındırmalı. Küçük hedefler, orta hedefler ve büyük hedefler konmalı. Hedefe ne kadar yaklaşıldığı taraflarca bilinmeli.  İlkeler belirlendikten sonra uygulamaya başlanmalı.

Yıllardır uyguladığım ve danışan velilere de önerdiğim uygulamamız şu şekildedir.  Gönüllü velilerin de desteği ile sınıf içi market uygularız. Minik poşetlerde çerezlerden, mevsim meyvelerine, çikolataya varıncaya kadar daha bir çok şey var. Bunlar kesinlikle temizliğine dikkat edilerek kullanılır. Hatta sınıfa gelemeyecek dondurma da kazanılır, hak eden kantinden ücreti tarafımızca ödenerek alır.

Uygulamaya başlamadan her yerde rahatça bulunacak çay ocakları için kullanılan markalardan alıp sınıfa getiriyorum. Farklı renklerde markalar olması işi hem cazip hale getiriyor hem de sayıların zihinlere kazınırca öğrenilmesinde katkısı var. Birlik, onluk, yüzlük kavramaları, onluk bozma işlemleri yaparak yaşayarak öğrenilir.  Belirlenen davranışlara marka miktarı tayin edilir.   

Ödev yapmak, kitap okumak gibi amaçların yanı sıra, davranışlarla ilgili marka miktarları belirlenir. İhtiyaca göre davranış gözlem formları da yapılabilmekte. Uyku saatlerinden diş fırçalamaya varıncaya kadar pek çok davranış kapsam dahilinde olabilir.  Hatta marka kazanmaya aileler de dahil olurlar. Mesela kitap okuma programına katılan, okumak için kitap satın alan, veli etkinliklerine katılan veliler, çocukları için markalar kazanırlar.

Güneş çarığı sıkar, çarık da ayağı sıkar. Velilerin etkinliklere katılması gönüllülük esasına dayanır. Fakat işin ucunda marka olunca öğrenciler ailelerinin gönlüne bırakmadan katılımlarını sağlar.

Cezalarda marka cinsinden olmaktadır. Hangi sebeple ne kadar marka kazanılırsa, aynı sebebin eksikliği dolayısıyla marka kaybedilir.

Öğrenci, marka ödülleriyle birçok kazanım elde eder. Marketten kendisi alış veriş yapabilir.  Sinema, pizza, kebap vs kazanabilir. Hakkettiği dondurmayı yukarıda belirtilen şekilde alır.  Marka karşılığı öğretmenden ücretsiz özel ders kazanırlar. Daha fazla şey sayabiliriz.

Buzdağının görünmeyen yüzünde daha çok şey kazanır. Güzel bir kitap okuma alışkanlığı. Planlı ders çalışma alışkanlığı. Sayılarla ilgili beceri ve kazanımlar. Dürüstlük, hak etmediğini almama. Özgüven, kendisine başkalarının da güvendiğini fark eder, kendisine güvenmeyi öğrenir. Tasarruf etmeyi öğrenir.

Olmak yada olmamak işte bütün mesele bu! (William Shakespeare) denilen noktanın kendisinde olduğunu görür. Markaları alanda kendisi, uzak kalan da yahut veren de. Çarkı döndürmeyi öğrendiğinde çok şeyi öğrenmiş olur.

Yerine yakışan küçük, büyür. Küçücük markalar, oyun ve eğlence tadına büyük işlere imza atar. Ödül müjdedir, her marka gözde sevinç çiçekleri açtırır, gönülde yaşama tutunan ümit ışıkları yakar.  

Küçük çocuklar, sosyalleşme dahil bir çok şeyi oyunla öğrenirler. Kendi sınırlarını tanır, nerede durması gerektiğini de oyunla fark ederler.

Pekiştirilmek istenen davranışa uygun ödüller konursa, istenilen davranışın yapılma sıklığı artar. Küçük çocuklarda somut hediyeler verilmeli. Yaş ilerledikçe ve somut döneme girildikçe somut ödüller verilmeli saygı, takdir gibi. Ödüllerin daha çok içsel olanına yöneltilmesi gerekir. Vicdan gelişimine imkan tanınmalı.

Küçük çocuklarda ödüller oyun cinsinden olursa bir kuşla birkaç taş vurulabilir.

Reyyan çalışkan bir öğrencimdi. İnşallah büyük başarılarına tanık olacağız. Sessizdi ve olaylara derinden yaklaşırdı. Tüm öğrenciler gibi o da markaları çok seviyordu. Zaten çalışkan olan Reyyan, markaların cazibesiyle daha fazla çalışıyordu ve sürekli marka kazanıyordu. Öğrenciler kazandığı markayla bir şeyler alıyor ve marka çarkı dönüyor. Marka kutularını ara sıra kontrol ediyorum. Bir ara sürekli markalar azalmaya başladı. Azalan markaların yerine yenisini alıyorum. Çay ocakları ile yarışır hale geldim. Sene sonu geldi. Bizim Reyyan, kazandığı markaları biriktirmiş, yüzlerce markası olmuş. Marka hususunda çay ocakları ile niçin yarışır hale geldiğim öğrenmiş oldum.