Burhanettin SAYGILI


EN İYİ EĞİTİM HAYAT SINAVINDA BAŞARIYA KAPI ARALAYAN EĞİTİMDİR

Eğitim evde başlar, okulda devam eder, sınavı hayatla yapılır. Hayat üşenmez, kim ne kadar öğrenmiş; yazılısı, mülakatı, teorisi, pratiği ortaya çıkartır.


Sonra kimseye de iltimas geçmez. ''Su insanı boğar, ateş yakarmış'' öğretir bir şekilde. Çünkü hayat ölçme işinde mahirdir. Takvim yaprakları bittiği gün kral yâda köle olmak fark etmez, imamın kayığına binmek mukadderattır. Yapılan ölçme işinin değerlendirme safhası başlar.

Özü itibariyle cevher olan her çocuk şaheser olabilme istidadına sahiptir. Maalesef bu hedeften uzakta kalan insan sayısı oldukça fazladır. Esasında şaheser olmak öyle kolay da değildir. İnsanın ‘insan’ olma serüveni doğumla başlar. Ailesi ve belirli bir kültürün şekillendirdiği çevre, insana kalıp oluşturmaya başlar. Bedensel ve zihinsel gelişmenin en hızlı evreleri ilk yıllardır. Bu yıllarla ilgili ailelere eğitim ve destek veren profesyonel kurumlara ihtiyaç vardır.

Çocuk 5–6 yaşlarından itibaren anasınıfı ve ilkokula başlar. Lise sonrası okumaya devam etmeyenler için 18 yaşına, üniversiteye devam edenler için 23–25 yaşına kadar okul hayatı devam eder. İnsan ömrü içinde önemli bir yer kaplayan bu zaman dilimleri en önemli öğrenme çağlarını kapsamaktadır. Bu çağda öğrenilen bilgiler mermere kazınmış yazılar gibi silinmesi zordur. Kazanılan davranışların değiştirilmesi imkânsız olmamakla beraber imkânsıza yakındır.

Öğrenme süreçlerini iyi belirlemek gerekiyor. Risk alanları önceden tespit edilerek oluşabilecek öğrenme hasarlarını bertaraf etme yahut hasarı en aza indirme çalışmaları yapmak gerekiyor.

İyi hazırlanmış bir eğitim sistemi, hedefleri kazandıracak uygun ortamlar (okullar) hazır hale getirilmelidir. Cephe ve strateji savaşı kazanmaya öncülük edecek donanım ve kullanışlık içinde olmalıdır. Cephenin öncü kuvvetleri öğretmen ve velidir.

Öğretmen veli diyalogu eğitimin en belirleyici, en önemli unsurlarının başında gelir. Bu ilişkiler anlamsız çelişkilere feda edilemez. Birbirlerinin rakibi değil, aynı cephede mücadele eden dost kuvvetlerdir. Birbirleriyle mücadeleyi tercih ederlerse enerjilerini gereksiz yere tüketirler. Yunus Emre'nin ''Gayriye kuyu kazan/ Akıbette kendi düşe'' sözünü yaşarlar. Eğitim paydaşlarının çekişmesinde hedef yara alır, olan çocuğa olur. Çocuğa zarar olan; veliye, topluma, öğretmene zarar olarak yansır. ''Bu başınıza gelenler var ya yapıp ede geldiklerinizden başkası değil. Şu kadarı var ki Rabbiniz merhametidir de size azını yansıtıyor.'' (Şura suresi, 30) tahakkuk eder.

Veliler çocuklarının yanında öğretmen hakkında olumsuz fikir belirtmekten kaçınmalıdır. Çünkü hiç kimse kötü birinden bir şey almak istemez. Öğrenci, kötü olduğunu düşündüğü öğretmenine kapıları kapatacaktır. Velev ki öğretmen, o öğrenciyle iyi bir diyalog kurarsa bu defa öğrenci ailesini sorgulayacaktır. Benim ailem böyle kıymetli bir insanı kötülüyor diye ailesi hakkında olumsuz düşünecektir. Her iki durumda da öğrenci için olumsuz kazanım olacaktır.

Eğitimin zorlu ve meşakkatli serüveninde öğretmen şoför koltuğunda oturduğunu ve sınıfının lideri olduğunu unutmamalıdır. ''İnsana kaldıramayacağı yük yüklenmemiştir.'' (Bakara suresi, 286) Bu yükü uygun bir yerinden tutarak ve yükü veliyle paylaşarak daha taşınabilir hale getirebilir. Veli süreçlerden haberdar edilerek ve sorumlulukları hatırlatılarak sistem içinde tutulmalıdır. Onların çocukları için sorumlulukları ve hakları olduğu göz ardı edilmemelidir.

Öğretmen veli diyalogunda ''Ya hayır söyle ya sus'' (Hadisi şerif) esas ilke olmalıdır. Öncelikle olumlu giden işler ortaya konmalı. Eksik yâda hatalı iş çok fazlaysa gruplandırarak söylenmeli. İnsanlar gözü korkutulur veya gönlü kırılırsa yapılacak işten uzaklaşır. Çözüm için en uygun sorundan başlanılarak parça parça çözülme yolu tercih edilmelidir.   

Kişi uğruna ölen için ölür (Mevlana). Öğretmen öğrenci için yapacağı her çalışmanın sınıfına yansımalarını görecektir. Çocukları gerçekten sevilirse, velilerin en azından bir kısmı okul için fedakârlık yapacaktır. Karşılıklı fedakârlık coşkuyu artırır. Coşku katılımı çoğaltır. Düzenli bir ilişki güven ortamı oluşturur. Niye fedakârlık sorusu bu gibi durumlarda sıkça duyarız. Niye fedakârlık? Çünkü diyerek onlarca cevap yazılabilir. Ama sadece şunu söylememiz bile yeterli olacaktır. Maslov'un İhtiyaçlar Piramidinin zirvesinde ''kendini gerçekleştirme'' var. İnsan kendini gerçekleştirme için, yaptığı işi bir sanat icra ediyor gibi gayret göstermelidir. İnsanı kâmil olmak az bir şey değildir. Birçok şeyin ederi vardır. Bazı şeylerin değeri vardır. Değeri olana talip olup o yolda yürünürse, yol daha cömerttir, yürüyeni de değerli yapar.  Yoksa piramidin en altında ''temel fizyolojik ihtiyaçlar'' da kalmak en başta kişinin kendi gelişimini zayıf bırakacaktır. Bu durumda ''Ne umuyorsun bacından, bacın ölüyor acından'' atasözünün manası zuhur eder.

İnsan eğitimi uzun ve bir o kadarda zorlu süreçler olduğunu belirtmiştik. Bu süreçleri yönetebilecek kişiler talip olmalı. Murat Hüdavendigar'ın ölmeden önce ''Attan inmeyesiniz'' sözü, eğitim de uyulması gereken bir vasiyet olması lazım. Durmayın hep hareket halinde olun olarak fiiliyata geçirmek lazım. Öğretmen, öğrenci ve veli hep hareket halinde olmalılar yani attan inmemeliler.

İnsan su misali girdiği yeri yeşertir, imar eder. Yağmur olur sular tarlaları, kar olur besler yer altı sularını… İnsan su misali yağmur, sel olur tarumar eder her yeri. Hayır ve şer iç içedir. Öğretmen biraz da insan ustasıdır. Malzemesinin alacağı şekilleri bilip tasarımını ona göre yapmalıdır. Sınırlılıklarını ve yeterliliklerini bilip korunacağı ve onaracağı yeri iyi görmelidir. Bu işi işbirliği ile çözebilir. En büyük doğal ortağı olan veliyle iyi bir işbirliği tesis edebilir. Sorunları görüp çözüme odaklanmak gerekir. Öğrenci su gibidir, su bulunduğu kabın şeklini alır. Öğretmen, veli ve çevre kap gibidir, öğrencinin şeklini bunlar belirler.

''Veren el alan elden üstündür.'' (Hadis şerif) Veli de öğretmen de fedakârlıkla, vererek zafere ulaşılabilir. Verilenler zekât misali verilmelidir. Asgarisi belirtilen ama daima ve olabildiğince daha fazlasını gözetin uyarısı dikkate alınarak verilmelidir. Neler verilmeli? Zaman, emek ilgi, bilgi… Eğitime dair, eğitime katkı sunacak ne varsa bol bol ve gönülden verilmelidir.

En iyi eğitim hayat sınavında başarıya kapı aralayan eğitimdir. Eğitim mücadelesinin olmazsa olmazları üçlü sacayağı; öğrenci, öğretmen ve veli devlet tarafından sunulan imkânlara ilave imkân ve fırsatlar oluşturarak hayat sınavını başarıyla geçecek insanlar yetiştirebilirler.