Zihni Ertuğrul


İBADETHANELERİMİZİN HADİMLERİ, FEDAKAR DİN GÖNÜLLÜLERİ!

Kimisi daha hayatının baharında, Allah’tan gayrısına meyletmeyen, Nefsani tüm arzuları, elinin tersiyle itip, sevgililer sevgilisi, efendimiz sav in varisi olmak için bu kutlu görevi üstlenen, Peygamber efendimiz sav in varisleri!


Ey din görevlileri!

Ey imamlar!

Din gönüllüleri!

Sosyal hayatın her safhasında,

Doğumumuzdan hatta anne babamızın nikahlarından, kabre varıncaya kadar olan yolculuğumuzda, hep yanı başımızda olan gönül dostlarımız!

Yeryüzünde, dünya ve ahiret aleminde,

Tek önder ve örnek olarak sevgili Peygamberimizi bilen, onun kutlu yolunu yol edinen, ve gücü yettiği kadar takip eden, sevgili dostlarım.

Seveninizde var, sevmeyeninizde.

Sevenlerin, niçin sevdiğini anlatmaya lüzum yok.

Önemli olan, sizlere yan bakan, sevmeyenlerin niçin sevmediği dir.

Onlara bir düşmanlık mı yaptınız?

Hak ve hukukunu mu çiğnediniz?

Ne yapıp ettiniz ki, her ortamda, her fırsatta sizi çekiştirmekteler?

Üstelik de, bunu yapanlar niçin arkanızda saf tutanların bir kısmı?

Şimdi, eski bir meslektaşınız olarak, tecrübelerimi sizinle paylaşmak istedim.

....

Kimler ve niçin sizleri sevmez?

Kafanızı kaldırıp bakınca;

Siz de;

Bilir ve görürmüsünüz?

Bunlar:

İnsanlıktan nasiplenmemiş, millî ve manevî değerlerimizin yabancısı,

Protez beyinli, vatansız, ahlaksız, din düşmanı, özsüz, utanmaz, at gözlüğünden bakan, biçare mahluklar,

Müslüman kisvesine bürünmüş,

Kimisi, vakit geçirmek için camiyi seçenlerden,

Kimisi, camide görünüp, her şeyine karşı çıktığı, bir takım aklıgıtların oyunu almak için, hatta daha ileri gidip, kuran okuyanlar,

Okuduğunuz hutbeden, her yaptığınız harekette bir hata arayanlar,

Bu saydığım şahsiyetlerin özelliklerinden,

Niçin sevilmediğinizi,

Üçüncü sınıf memur olarak görülmenizi, harcadığınız mesai karşılığında aldığınız maaşı çok görmelerini, ilk fırsatta sizi ve kurumunuzu lağvedeceklerini,

Eskiden yaptıkları gibi, mabetlerimize ya kilit vuracaklarını, ya da değişik amaçlar da kullanacaklarını,

Allah’ın ayetlerini okuduğunuz, o mübarek makam olan mihrabı, yakın günlerde şahit olduğumuz gibi, nasıl meyhaneye çevirdiklerini ve kadınlı erkekli ahlaksızlıklarını sergilediklerini ve aynısını yapacaklarını,

Sırf kendi istedikleri gibi inanıp, ona göre hareket etmediği için, olmadık hakarete maruz bırakılan Diyanet işleri başkanına yaptıklarını.

Ne gariptir,( Onların getirdiği D. İ. Başkanı aynı zamanda CHP partilerinin il kongre başkanıydı)

Çatlamalarının sebebi bu.

Yine aynı şekilde ilahiyatçı ve bilim insanlarına yaptıklarını.

Can çıkmayınca huy çıkmaz!

Sizin inandığınız gibi değil de,

Onların inandıkları gibi inanıp, ona göre hareket etmediğiniz de ise!

Eften püften sebepler uydurup,

Yağlı ilmeği boynunuza takacaklarını (eskiden de yaptılar), asla unutmayın.

PEKİ İYİ KULAK VERİN:

Bunları neden yapacaklarını,

 Size anlatayım mı?

Sizi sadece şöyle görüyor ve görmek istiyorlar.

Sizi sadece ölü yıkayıcı olarak görüyorlar,

Camiden eve, evden camiye, boynu bükük, etliye sütlüye karışmayan,

Siyasetin din tüccarlarının; (hutbeyi dinlemiyorum Cuma namazını kılıp çıkıyorum diyen namaz bilmezler var ya, zihniyeti bozuk, protez beyinli zavallıların) sözünden çıkmayan, onlara söz söylemeyen,

Vatan ve millet uğruna, canını dahi esirgemeden çalışanların, tarihe mal olmuş muhterem şahsiyetlerin, ismini bile telaffuz etmeniz de sakınca gören, laik kafalılar, terörist seviciler,

Yaşarken köpek gibi İslam’a saldıran, geberdiğinde onun leşini yıkayan, Müslüman niyetine cenaze namazlarını kılan, hatta biraz da gönül okşayan  olarak görüyorlar.

NE ETTİNİZ BE KARDEŞİM!

Zira ölü yıkayıcısı olarak gördükleri imamlar, onların gözünde ÇOK ileri gittiniz,

Anayasada benim de söyleyecek sözüm var, diyecek kadar hayatın içinde yer almaya başladınız.

Ben de;

Siyasetten, teknolojiden, sosyal hayatın içinde, her makam ve mevki sahibi olmak hakkımdır dediniz.

Oysa ki!

Anayasayı oluşturmada herkese hak var ama, imama veya imamın şahsında Müslümanlara söz hakkı yok.

Onların inandıkları din adamı kisveli herkes;

Siyasette yapar, vekil de olur, diyanet reisi de olur,

Ama siz cızzzz .

Çünkü siz onların gözünde dirileri uyandıran değil, ölüleri yıkayanlarsınız.

Çok ileri gittiniz çok!

Ölülerin imamlığından dirilerin imamlığına terfi ettiniz!

Güzel Vatanımızın ve MİLLETİMİZİN hizmeti için,

Devletin en üst makamlarına kadar yükseldiniz.

Bu da onlara çok dokunuyor!

Sizi pazarda değil, mezarlıkta görmek istiyorlar.

Sizi mecliste değil, mescitte görmek istiyorlar.

Sizi çarşı pazarda değil, sadece caminin içinde görmek istiyorlar.

Sizi dirilerle değil, ölülerle birlikte görmek istiyorlar.

Sizi Kur'an'ı anlatırken değil, Kur'an ile ağlatırken görmek istiyorlar.

....

Sevgili İmam Hatip gençliğinin örnek ve lideri imam kardeşlerim!

Çıkın o sarıkla cübbe arasından, yeter camiyle ev arasında sıkışıp kaldığınız.

Siz dostlarımızın görevi, dört duvar arasında sıkışıp kalmak değildir.

Kaldırın başınızı, etrafımızda neler olup bittiğini görün artık.

Sosyal hayatın içinde yerinizi alın.

Yıllardır halkın gözünde;

HAŞAAAA Söz gelimi!

Gariban, pısırık, veren değil hep alan, pejmürde giyimli, korkak, para almasa  caminin kapısını bilmez namazsız, dini imanı para, çıkarcı vesaire... gibi ananlara ve anıranlara inat, böyle kabukları olan varsa, çıkarın kurtulun, bu kabuk ve kisvelerden.

Yeri geldiğinde vurun yumruğunuzu, yeri geldiğinde de, vatan millet için can pahasına uğraşan devlet erkanımız karşısında da, bükün boynunuzu.

Gösterin gerçek anlamda olması gerekeni,

Millî ve manevî değerlerimize önem veren, hizmet eden  büyüklerimizi savunun,

Onlara küfürde etseniz, bu alçak protez beyinli zavallılar sizi sevmez.

Bölünüp parçalanmayın, ufak tefek hata herkeste vardır.

Bakın, birbirine benzemeyen nice topluluklar, hata aramadan, dürüst insanlara karşı birlik olup,

milletin hizmetkârı, kefeniyle hizmet yoluna çıkmış, söz vatansa gerisi boş diyenleri, yok etme çabasındalar.

Can dostlar, sevgili genç imam kardeşlerim!

Yaşı uygun olanlardan sorun ve öğrenin yakın geçmişi.

Doğru ve dürüstlüğü, güzel ahlâkı, helal lokmayı, göreve sadakati, güzel örnek olmayı, Allah'ın emir ve yasaklarını yaşayıp anlatmayı, düstur edinin.

Sesiniz gür olsun!

Ameliniz hikmetli olsun, nefesiniz tesirli olsun!

Kimse, görevinizde aksaklıklar yüzünden, ne size, nede kurumunuza söz söyleyemesin.

Yaşadığımız her yurt köşesinde,

Bulunduğunuz her ortamda,

Ailemizin içinde,

Her yerde;

Yaşlı gözlere mendil,

Dertli olanlara destek,

Borçlu olanlara, yolda kalanlara, sıkıntılı olanlara, bela ve musibete uğrayanlara, yolunu şaşıranlara,

Tarih boyunca;

Sosyal hayatın içinde imdat diyen her canlıya, en yakın olan,

Belki kendi imkanlarıyla olmasa da, imkân kapılarını çalan ve haberdar eden sizler oldunuz, ve olmaya da devam edeceğiz inşallah.

Bu ülke, bu aziz millet için, dalgalanan bayrak, okunan ezanların susmaması için,

Bu kutsal vatan ki!

“Her karış toprağı şehit kanıyla alınan”

Bir avucunu dahi vermemek için, can pahasına çalışan, fedakar ve cefakar güvenlik güçlerimizi ve ülke yöneticilerimizi, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi dualarınız da hep yaşatınız.

Muhterem Din gönüllüleri!

Kim ne derse desin, kim nasıl anlarsa anlasın, nasıl bakarsa baksın;

Sizler, bu güzel ülkemde millî ve manevî değerlerimizin yaşaması için çalışan, her zaman ve zeminde, milletimizin göz bebeği, fedakâr dostlarımızsınız.

Asla ve asla;

Tarihteki yanlış yapılanları unutmayın,

Tekarür etmesine asla fırsat vermeyin,

Doğru bildiğimiz, hak yolda yürüyenleri asla yalnız bırakmayınız.

Son pişmanlık fayda etmez.

Bizim inancımız da “KEŞKE” LERE yer yok.

Yüce Allah bize iyiyi ve kötüyü ayırt etmek için akıl vermiş.

“Keşke toprak olsaydım” diyecekler diye de uyarmıştır.

Ahir kelam can dostlarım!

Kim olduğumuzu ve görevimizin ne olduğunu,

Hangi haklarımızın olduğunu,

Bizleri tanımayan, yada tanımak istemeyenlerin, yanlış tanıyanların aksine;

Kırmadan, dökmeden, usul ve edep çerçevesinde,

Bir İmam Hatip’li nasıl olur, bir din gönüllüsü imam nasıl olur,

Ahlâkı, giyim kuşamı, davranışı, hizmeti, bilgisi ve görgüsü, sosyal maharetli gibi güzel olan, yararlı olan ne varsa onunla,

Anlatmadan önce yaşayarak,

Az da olsa, almadan vererek,

Üzerimize serpilen yanlış düşüncelerden kurtularaktan,

Hakka hizmetin, halka hizmetten geçtiğini onlara öğretelim ve gösterelim.

Yüce Rabbimiz!

Bütün geçmişlerimize rahmet eylesin,

Vatan için, millet için, dalgalanan bayrak, okunan ezanların dinmemesi için çalışan, tüm millet evladına güç kuvvet versin inşallah.

Rabbim yâr ve yardımcımız olsun.

Varsa kusurlar affola,

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerimize olsun.

Saygılarımla selamlıyorum.

 

Zihni ERTUĞRUL

Emekli İmam Hatip

Şair yazar da talebe