İlginizi Çekebilir



Burhanettin SAYGILI


İKRA İSRADIR

Burhanettin SAYGILI'nın kaleminden ...


''Okumak nedir?'' Okumak yolculuktur; görmek, tanımak, bilişmektir. İrfan ehli, atasözü namı ile ''Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı bilir?'' diye denklem kurmuşlar. Kıyaslamalar muadili ile yapılır. Denklik mühim, pehlivan ile boksör karşılaştırılmaz. Emsal iş olsa bile pehlivan her pehlivanla karşılaştırılmaz. İlla sıklet de aynı olması lazım. Arifler okumayı yolculukla kıyas ediyorlar. Hasılı okuma yolculuk derken bir hakkı teslim etmiş oluyoruz.

Okumak yani ikra, isra gibidir. Okumayı madem ki arifler yolculukla kıyaslamışlar. O zaman biraz açalım. Okumak sade bir yolcuktan ziyade gece yolculuğudur. Nasıl ki gece bilinenler (varlık) üzerine örtüdür, karanlıktır. Bilinmez olan her şey de zihnimizde karanlıktır. İsra (Burak ve güzel binicisini hatırla) nice örtüleri kaldırıp karanlıkları aydınlığa çıkardı. Tıpkı öylece ikra da zihindeki örtüleri kaldırıp aydınlığa yer açıyor. Zihinde ışıklar kendine yer bulunca dışarıdaki karanlıklarla mücadele ediyor.  

Piaget'in şemalar kavramıyla açıklayacak olursak; okuma ve yolculuk, zihinde şemalar geliştirir. Yani zeka gelişimine, ufuk sahibi olmaya vesile olur. Karşılaşılan durum ve olayları anlamaya, ince detayları tanır. Hayat bir resimse okuma; boyutları, renkleri, imgeleri anlamaya ve ayırt etmeye fırsat verir.

''Kaliteli Okuma Nasıl Yapılmalıdır?'' Birlikten kuvvet doğar. Okuma grupları oluşturarak yapılan okumalar, okunanların müzakeresi neticesinde okumanın kalitesini artırır. Mukabele etkileşimi artırır. Birlikte okumalarda birbirinden farklı göz, duygu, bakış açısı ortak bir hedefe odaklanıyor. Bu ise kitabı birçok cihetten anlamayı sağlıyor. Okunanların mutlaka anlatılması lazım, okuma kalitesini artırıyor. Anlatılacak kitapta motivasyon yüksek oluyor.

Okumaların kalitesini eleştirel bakış açısı da etkiliyor.  Baştan ret veya baştan kabul okumanın kalitesini düşürür. Okunan kitaptan merak edilen mevzuların başka kaynaklardan incelenmesi de okumanın kalitesini oldukça artırır.

Topluluk önünde anlatılacak konuların okunmasında da kalite yüksek oluyor. Hazırlık için araştırma yapmak, konuya vukufiyeti artırmaktadır.  Bu yöndeki fırsatlar değerlendirilmeli.

''Türkiye'de okuma alışkanlığını yeterli buluyor musunuz?'' Kesinlikle hayır.

''Geliştirmek için neler yapılmalıdır?'' Öncelikle sorunu tespit edelim sonra sırasıyla teşhis koyup tedavi edebilelim.

Ülkemizde okuma alışkanlığı zayıf. Bunun bir çok sebebi var. Bunların çoğu derinlerde buna etraflıca bakalım. Önce şunu tespit edelim. Öğrenmelerin çoğu ön bellekte olur, ana karta çoğu gitmez. İnsanımız yaşantısının önemli oranda buradan idare eder. Burası benim tabirimle uyanık lobdur. Bunun olumlu yansımaları da var, insanımız pratiktir. Ön bellekte benim tabirimle uyanık lobda işi çözer. Oysa kitap okuma zihnin ana kartıyla ilgili. Kitap okumayı desteklemesi gereken birçok dosyaya gerek var.

Derinde yatan sebeplerden ve en mühimlerinden birine değinelim. Bir önceki devletimiz Osmanlı son asrını büyük savaşlar ve umumiyetle mağlubiyetlerle geçirdi. 20. asır başlarında da muarızlarınca parçalandı.  İnsan kaynakları ve zeka havuzu en çok zayiat veren alan oldu.

Birinci Cihan Harbi'nde ise lise talebeleri dahi dönmemek üzere cepheye gittiler. Aslında bu gidenler kitap ve kitap sevgisini de yanlarında götürmüş oldular. Kayıplarımıza bu yönüyle de bakılması gerekmektedir.

Yakın zamana kadar köy nüfusumuz, kent nüfusundan daha çoktu. Tarıma dayalı toplumlarda kitap öncelikli bir ihtiyaç değildir. Yine yakın zamanlara kadar okullaşma oranı düşüktü. Okulsuz, öğretmensiz hatta öğrencisiz bir yerde kitap bulmak, okuyan bulmak istisnai bir durumdur.

'' Okuma alışkanlığının geliştirilmesi için  yapılması gerekenler nelerdir?'' İnsanımızın bu konuda ümide kapı aralayan bir tutumu var. Toplumumuz okumayı sevmese de okuyanı çok seviyor. Bu tutum aslında okuyacak kişiye kredi açmak demektir.

Ülkemizde okuma alışkanlığının yavaş yavaş yeşermeye başladığını memnuniyetle müşahede etmekteyim.   

Şehirleşmenin artması, okullaşma oranının tüm bireyleri kapsayacak şekilde gelişmesi, ebeyvn tutumlarında gelişmeler okuma oranının göreceli de olsa artmasına sebep olmuştur.

Okuma alışkanlığı kazandırmak için şu uygulamaların faydası mutlaka görülecektir.

Bebeklere erken dönemde kitap okuma hem zihni geliştirir hem de onlara kitap sevgisi kazandırır.

İlkokul yıllarında bol resimli hayal dünyalarına kapı aralayan hikayeler alınmalı. Hikayenin birazı okunarak çocukta merak duygusu oluşturacak şekilde bırakılmalı. Hikayenin geri kalanı çocuğa okutulmalı.

Bilhassa 6-10 yaş arası çocuklara kitaplar sesli okutturularak, onları dinlemek gerekir. Bu onları hem mutlu eder hem de daha iyi anlamalarını sağlar. Okuyan çocukta sıkıştırılma hissi uyandırmadan kitapla ilgili sorular sormak yerinde olacaktır.

Ortaokul yıllarında uzay, macera konuları öncelikli kitaplar seçilerek okutulmalı. Arkadaşlar arasında kitabın anlatılması yararlı olacaktır. Anlatan daha iyi öğrenir. Dinleyenin kitaba ilgisi artar.

Lise yıllarında düşünce sistematiği içinde merak uyandıracak kitaplar tercih edilmeli. Kitaplarla ilgili münazara ve tartışmalar yaptırılmalı.

Okunan kitapların anlatılmasına, fikir alışverişinde bulunulmasına ve uygun pekiştireçler verilmesine özen gösterilmeli.

Liderler ve rol model kişilerin elinde sıklıkla kitap görünmesi  okumaya ilgiyi artırır. Sevilen, sinema ve film yıldızları bilhassa sahnede ellerinde kitap okurken görünmeleri, kitap üzerinde olumlu etkisi olacaktır.

''Kendi okuma yöntem  ve zamanlarınızı anlatabilir misiniz?''  Okuma yöntemlerim, diğer okuyucuların çoğuna benzer. Nihayetinde üzüm üzüme baka baka kararır. Biz birimizden etkileniyoruz. Önemli bulduğum yerin altını çizerim. Çok önemli bulduğum yeri kutu içine alırım. Kitabın kenarına kitapla ilgili notlar yazarım. Bazan yeni öğrendiğim bir şeyi yazarım. Bazan hayatımla ilişkilendirdiğim konulara örnekler yazarım. Bazan da katılmadığım görüşlere gerekçesiyle beraber şerh düşerim. Yeni öğrendiğim bir kavramda kitaba mola verir, o konuda zihin egzersizi yaparım. İmkan dahilindeyse başka kaynaklardan da konuyu incelemeye çalışırım.

Okuma zamanıma gelince, benim için ikra, isradır. Gece kitap okumayı daha çok seviyorum. 80 öncesi, 70'li yılların sonuydu. İlkokul birinci sınıftaydım, Aralık ayı gelmişti. Karlı bir kış günü ki o yıllar kar lapa lapa yağar, üşenmez bir daha yağardı.  Bir akşamüzeri evlere elektrikler verildi. Her yer aydınlık, köyde büyük bir çoşku ve sevinç yaşanıyordu. Sokaklardan aydınlık varmış nidaları yükseliyordu.

Köyümüzde yaşlısı, genci; kadını erkeği ışığı test ediyorlardı. Bir nevi herkes deney yapıyordu. Kimi ahıra gidiyor, ışığın ne kadar işe yarar olduğunu deniyordu. Bu işi mutfakta, halı dokuma, kilim dokumada, kaneviçe işlemede deneyenlerde vardı. Herkes birbirine gözlemlerini ballandıra balandıra anlatıyorlardı.

Altı yaşındaydım, köyümüze gelen elektrik heyecanı beni de sarmıştı.  Ben de bir şeyler denemek istiyordum. İlk aklıma gelen kitap okumak oldu. Okumayı da yeni yeni söküyordum.  Hatırlayanlar mutlaka olacaktır. Cin Ali kitapları vardı. Gidip çantamdan onu almıştım.

Kitap, elektrik ışığında daha güzel görünüyordu. Heceleye heceleye  okudum. Heyecandan kalbim dışına fırlayacaktı. Kitaptan müthiş elektrik aldım. O elektrik hâlâ devam ediyor. İyi ki de bir cinlik edip Cin Ali okumuşum.

O gece yolculuğumuz aydınlıkla neticelenmişti. Artık ikra, isra demekti.