İlginizi Çekebilir



Mehmet Bina


Malımın hesabından dolayı, ağır sıkıntılar geçirdim

Ebu Zer (ra) şöyle anlatmıştır: Ben (bir keresinde) Medine'nin Harre mevkiinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in beraberinde yürüyordum. Uhud dağı karşımıza çıkınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem:


''Ya Eba Zerr!" diye seslendi. Ben "Lebbeyk ya Resulallah (SAV) (buyur!)" dedim. Resulullah (SAV) şöyle dedi: "Yanında şu Uhud dağı kadar altın olup da ondan benim yanımda bir dinar altın bulunduğu halde üzerimden üç gün geçmesi beni sevindirmez. Ancak borç için hazırlamakta olduğum miktar altın müstesnadır. Beni sevindiren ancak o kadar çok altını Allah'ın kulları uğrunda şöyle şöyle ve şöyle verip dağıtmamdır!"

Nebi s.a.v. bundan sonra sağına soluna ve arkasına eliyle verme işaretleri yaptı. Sonra yürüdü ve "Malları çok olanlar kıyamet gününde sevapları az olanlardır, ancak sağına, soluna, arkasına şöyle şöyle ve şöyle verip hayır yollarına harcayanlar müstesnadır. Bu cömert insanlar da ne kadar azdırlar!" dedi. Sonra bana "Ben sana gelinceye kadar yerinden ayrılma!" buyurdu. Sonra gecenin karanlığı içinde görünmez oluncaya kadar gitti. Bu sırada ben yüksekçe bir ses işittim ve birisinin karşısına çıkmış olabileceğinden korktum ve hemen onun yanına gitmek istedim, fakat "Ben sana gelinceye kadar yerinden ayrılma!" diye bana verdiği tenbihi hatırladım ve yerimden ayrılmadım. Nihayet yanıma geldi. Ona "Ya Resulallah! Bir ses işittim ve korktum" dedim. Resulullah "O sesi sen de işittin mi" buyurdu. Ben de "Evet işittim" dedim. Resulullah (sav),

"O, Cebrail idi, bana geldi ve 'Ümmetinden AIlah'a hiçbir şeyi ortak kılmayarak ölen kimse cennete girer' dedi. Ben 'O kimse zina etse ve hırsızlık yapsa da mı?' diye sordum. Cebrail (as) 'Zina etse ve hırsızlık yapsa da' diye cevap verdi."

Allâh Rasûlü (sav), Mîrâc Gecesi’nde geleceğe âit birtakım ibretli olayları seyretmiş ve bunları olmuş bir sûrette aktarmışlardır. Bununla alâkalı bir örnek de, Aşere-i Mübeşşere’den olan Abdurrahmân bin Avf Hazretleri hakkındadır.

Hadîs-i şerîfte peygamberimiz ( sav) buyuruyor.

“O gece (Mîrâc Gecesi’nde) Abdurrahmân bin Avf’ı gördüm. Cennete, oturduğu yerde emekleyerek giriyordu. Ona dedim ki:

«–Niçin bu kadar ağır geliyorsun?»

Dedi ki:

«–Yâ Rasûlallâh! Malımın hesâbı dolayısıyla, çocukları bile ihtiyarlatacak kadar ağır sı­kıntılar geçirdim. Öyle ki, bir daha sizi göremeyeceğimi zannettim...»” (Muhammed Pârsâ, Faslu’l-Hıtâb, s. 403)

Abdurrahmân bin Avf (ra) Medîneʼye hicret etmiş ve zengin olmuştu. Bir gün kulağına bu Hadis-i Şerif geldi. Hemen Hazret-i Âişe (radıyallahu anhâ) nın yanına giderek, Hazret-i Peygamber’den böyle bir hadîs-i şer­îfin vârid olup olmadığını sordu. Âişe -radıyallâhu anhâ-, bu hadîsin vârid olduğunu söy­leyince, sevincinden yüreği kanatlanan Abdurrahmân bin Avf Hazretleri, o sırada Şam’dan yeni gelmiş bulunan kerva­nını olduğu gibi derhâl Allâh yolunda infâk eyledi.

GÖMLEĞİ DAHA ÇABUK KURUSUN DİYE ELİNİ HAREKET ETTİRİYORDU

Ömer ibni Abdülaziz, halifeliği zamanında, bir gün minberde, hutbesini okuyordu. Minberin yakınında olan, bir grup halk, konuşması esnasında halifenin zaman zaman elini götürüp, gömleğini hareket ettirdiğini görüyorlardı. Bu hareket orada bulunan ve dinleyenlerin dikkatlerini celbetti.

Hepsi kendi kendilerine, neden halifenin konuşma esnasında, elini gömleğine götürüp, hareket ettirdiğini soruyorlardı.

Toplantı tamamlanarak sona erdi. Araştırıldıktan sonra belli oldu ki halifenin, kendisinden öncekilerin Beytülmaldan yaptıkları israfı telafi etmek ve bir taneden de fazla gömleği olmadığı için yeni yıkanmış gömleğini tekrar giymişti. Şimdi de, daha çabuk kurusun diye, hareket ettiriyordu.

GÜNAHI ALLAH'IN GÖRDÜĞÜ YERDE YAPMA

Peygamberimiz (sav) efendimiz bir Hadis-i Şerif  de; "Mü’min, bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer o günâhı hemen terk edip tevbe ve istiğfâr ederse kalbi cilâlanır, eski parlaklığına kavuşur. Böyle yapmaz da günah işlemeye devâm ederse, siyah noktalar gittikçe çoğalır ve netîcede kalbini büsbütün kaplar…” (Tirmizî, Tefsîr, 83; İbn-i Mâce, Zühd, 29; Ahmed bin Hanbel, Müsned, II, 297)

Bayezid-i Bistami Hazretleri uyarıyor:

Bir günah işleyeceğin zaman onu Allah’ın sana verdiği bir uzuvla yapma?

-Allah’ın verdiğinden başka uzuv mu var ki?

Bir günah işleyeceğin zaman onu Allah’ın gördüğü bir yerde yapma.

-Allah’ın görmediği yer mi var ki?

Bir günah işleyeceğin zaman onu Allah’ın yarattığı bir yerde yapma.

-Allah’ın yarattığından başka yer mi var ki?

O zaman neden işlersin o günahı? Neden Allah’ın senin için çizdiği kırmızı çizgileri geçer, Allah’ın hudutlarını çiğnersin?

Abdullah bin Ömer Hazretleri;  “Kambur oluncaya kadar namâz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, harâmdan kaçınmadıkça, kabûl edilmez, faydası olmaz” buyurmuştur.