Burhanettin SAYGILI


ÖRNEK ETKİNLİK ‘ETKİN KİTAP OKUMA’

Kitap okumanın öneminden bahsetmek malumun ilamı olur. Kitap okumanın öneminden değil de, 'etkin kitap okuma' ve etkileşim içinde kitap okumadan bahsedeceğim.Velilerimle on beş yıldır kitap okuyoruz. Haftada bir gün öğrenciyi evine göndermeyip, veliyi okula davet ediyorum. Öğretmen, öğrenci ve veli birlikte kitap okuyoruz. Sade ve yalınkat bir kitap okuma programı zamanla gelişti ve genişledi. İlk önce veliye 'kitabını da al okula gel, çocuğunla birlikte kitap oku' diyordum. Daha sonra ortak kitaplar okumaya başladık. Okuduğumuz kitabı genel değerlendirmeler yapmaya başladık. Okuduğumuz kitapla ilgili sınavlar yaptık. Dereceye girenlere ödüller takdim ettik. Burada bir anekdot paylaşmak isterim. Okuldan öğrenciler dağılmakta, bir grup veli elinde kalem silgi okula geldiler. Velilerde gözle görülür bir stres. Şaka yollu itiraz edenler de var. Velimin biri sert bir yüz ifadesi ve aynı sertlikte ses tonuyla, sesini de yükselterek: - Hoca bana bak, sen bizim öğretmenimiz değil çocuklarımızın öğretmenisin. Bize sınav yapmaya ne hakkın var ne de yetkin var. Beni incitecek başka sözler de söyledi. Diğer velileri de sınavı boykota davet etti. Buz kesmiştim. Fakat vaziyeti kısa sürede toparladım. Sakinliğimi muhafaza ederek, tebessümle: - Hanımefendi mecbur değilsiniz, gönüllülük esas. Katılmayabilirdiniz hâlâ gidebilirsiniz. Geri dönüp gitmedi, söylenerek ve tavır yaparak sıraya geçti oturdu. Sınav bitiminde beni dışarıda beklemişti. Deminki tavrından dolayı çok özür diledi. Kendilerine de iyi bir öğretmenlik yaptığımı söyleyip: - Bu sınavda çocuklarımızı çok iyi anladım. Heyecandan elim ayağım tutuldu. Bildiklerimi unuttum. Oysa bu hayati bir sınav değildi. Bir daha çocuğuma sınav sorusu sormayacağım. Onun çektiği sıkıntı ona yeter, bir azap da ben olmayacağım. Annesi olarak onu bağrıma basacağım. Dedi. Diğer veliler olayın tatlıya bağlanmasından memnun oldular. Onlar da buna benzer duygularını aktardılar. Programa tekrar dönecek olursak, yıldan yıla merhaleler kat etti. Okuduğumuz kitabın yazarlarını okulumuza davet etmeye başladık. Yazar konferans veriyor ve okur yazar karşılıklı sohbet edip, etkileşime geçiyorlardı. Sene sonlarında yemekli toplantı yapıyor, katılanlara katılım belgesi veriyorduk. Sınavlarda başarılı olanlara plaketler takdim ediyorduk. Öğrencilere katıldığı okuma programı, karşılığı kuponlar verip sonra sinema, lokantaya gitme gibi aktiviteler kazanmalarına fırsat veriyorduk. Okuduğumuz kitaplarla ilgili raporlar istemeye ve kitabı kritik etmeye başladık. Kitap okuduğumuz saatlerin sonunda kitaptan bu gün neler öğrendik sorusunu cevaplayıp hayatımızla karşılaştırmaya başladık. Sınıfımızın dışında bir insanla kitap okumaya başladık. Bu kişiler; akademisyenler, şair, yazar ve mesleğinde öne çıkmış kişilerdi. Onlarla okuduğumuz kitabın kritiğini yapıyorduk. Onların bilgi ve birikiminden de istifade etmeye çalışıyorduk. Etkili kitap okuma fidanımız bir hayli gürbüzleşmiş ağaç olmaya başlamıştı. Bir etkinlik sonrasında misafirimiz Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı, Prof. Dr. İdris Nebi Uysal Hocamızdı. Kendisi aynı zamanda velimdir. Program sonrasında: - Bu sınıf sadece okuma programıyla yetinmemeli. Okunan kitaplar, yeni bir kitabın doğmasına vesile olmalıdır. Diyerek, bize bir hedef çizdi. Sırtımıza yüklenen sorumluluğun ağırlığına bakmaksızın kitap yazmaya karar verdik. Sağ olsun kendileri de bir hikaye vererek, sürekli desteklediler. ''VELİLERDEN İNCİLER'' adlı kitabımız velilerin ve öğretmenin gerçek hayat hikayelerinden oluşmaktadır. Kitabımızın hikayeleri turkegitimtv.com sitemizde hikayeler bölümünde yayınlanmaktadır. 'Etkili okuma' etkinliğimiz en güzel meyvelerinden birini vermiş oldu. Artık veliler okur olmanın yanında yazar olma unvanı da kazanmışlardı. Salgın döneminde uzaktan okuma programına geçtik. İl dışından, yurt dışından insanlar da katıldılar. Yeni dostlar edindik, kitap sevdalısı dostlar. Okuduğumuz kitapları internet üzerinden yazar, akademisyen, alanda uzman kişilerle kritik etmeye devam ediyoruz. Bu etkinlikte ne umduk ne bulduk? Okuma alışkanlığını, aileden başlayarak edinmek istedik. Büyük oranda hedefimize ulaştık. Birlikte hareket etmeyi öğrendik, sık sık görüşmemiz güzel dostluklara vesile oldu. Dayanışmayı öğrendik. Aidiyet duygusu geliştirdik. Karşılaşılan sorunlara bilimsel çözümler aramayı öğrendik. Küçük çaplı birer kitaplık sahibi olan veliler oldu. Dahası bir hayli okuma alışkanlığı kazanan öğrenci ve veli oldu. Ki bu bile başlı başına çok kıymetli. Matematik derslerinde karşılaştığı problemi çözemeyen öğrencilere, problem açıklanınca, problemi çözdüklerine tanıklık ettim. Öğrenciye yaptığı işlemi göstererek, matematikle ilgili eksiği olmadığını ama okuma eksiği olduğunu söylüyordum. Kelimeler bir kavramın taşıyıcısı. Kavramlar gemi misali manalar deryasında; inci, mercan, hazine toplayıcısı. Hepsi gelip okumaya dayanıyor. Üstelik de çok okuyan bir toplum değiliz. Hoş toplumumuz okumayı pek sevmese de okuyanı çok seviyor. Okumak, bir keyfiyet değil bir zaruret. Bu programı bütün eğitimcilere gönül rahtlığıyla önerebilirim. En baştan belirteyim. Karşılaşacağınız zorluklar mutlaka olacaktır. Zira kolay başarının tadı olmaz. Bir Kızılderili atasözünde söylendiği gibi ''Allah'ım düşmanımı cesur ve kuvvetli yap, eğer onu yenersem utanç duymayayım.'' Ayrıca baş edeceğiniz zorluklar, başka oluşacak bir çok zorluğun önüne de geçecektir. Tüm veli ve öğrenciler programa katılamıyorlar. Çalışma şartları gibi farklı sebeplerle herkesin katılması pek mümkün olmuyordu. Fakat sınıf mevcudunun kahir ekseriyeti katılım gösteriyorlardı. Hedef her zaman tamamına yönelik olsa da bazan bir bile çok şey ifade eder. Bu etkinlik gönüllü zorunluluk ilkesine dayalı yürüdü hep. Şöyle ki öğrenciye verilecek uygun pekiştireç aileyi motive etmeye yetmektedir. Çobanın gönlü olursa tekeden süt sağarmış. İlk emri 'OKU' olan bir dinin mensupları olarak; okumak, okutmak bu yönde gayret göstermek hepimizin vazifesidir. Örnek etkinlik ‘Etkin Kitap Okuma’dan yola çıkılarak çok daha farklı, çok daha güzel çalışmalar yapılabilir.


Velilerimle on beş yıldır kitap okuyoruz. Haftada bir gün öğrenciyi evine göndermeyip, veliyi okula davet ediyorum. Öğretmen, öğrenci ve veli birlikte kitap okuyoruz.

Sade ve yalınkat bir kitap okuma programı zamanla gelişti ve genişledi. İlk önce veliye 'kitabını da al okula gel, çocuğunla birlikte kitap oku' diyordum. Daha sonra ortak kitaplar okumaya başladık.

Okuduğumuz kitabı genel değerlendirmeler yapmaya başladık.

Okuduğumuz kitapla ilgili sınavlar yaptık. Dereceye girenlere ödüller takdim ettik. Burada bir anekdot paylaşmak isterim.

Okuldan öğrenciler dağılmakta, bir grup veli elinde kalem silgi okula geldiler. Velilerde gözle görülür bir stres.  Şaka yollu itiraz edenler de var. Velimin biri sert bir yüz ifadesi ve aynı sertlikte ses tonuyla, sesini de yükselterek:

- Hoca bana bak, sen bizim öğretmenimiz değil çocuklarımızın öğretmenisin. Bize sınav yapmaya ne hakkın var ne de yetkin var.

Beni incitecek başka sözler de söyledi. Diğer velileri de sınavı boykota davet etti. Buz kesmiştim. Fakat vaziyeti kısa sürede toparladım. Sakinliğimi muhafaza ederek, tebessümle:

- Hanımefendi mecbur değilsiniz, gönüllülük esas. Katılmayabilirdiniz hâlâ gidebilirsiniz.

Geri dönüp gitmedi, söylenerek ve tavır yaparak sıraya geçti oturdu. Sınav bitiminde beni dışarıda beklemişti. Deminki tavrından dolayı çok özür diledi. Kendilerine de iyi bir öğretmenlik yaptığımı söyleyip:

- Bu sınavda çocuklarımızı çok iyi anladım. Heyecandan elim ayağım tutuldu. Bildiklerimi unuttum.  Oysa bu hayati bir sınav değildi. Bir daha çocuğuma sınav sorusu sormayacağım. Onun çektiği sıkıntı ona yeter, bir azap da ben olmayacağım. Annesi olarak onu bağrıma basacağım.

Dedi. Diğer veliler olayın tatlıya bağlanmasından memnun oldular. Onlar da buna benzer duygularını aktardılar.

Programa tekrar dönecek olursak, yıldan yıla merhaleler kat etti. Okuduğumuz kitabın yazarlarını okulumuza davet etmeye başladık. Yazar konferans veriyor ve okur yazar karşılıklı sohbet edip, etkileşime geçiyorlardı.

Sene sonlarında yemekli toplantı yapıyor, katılanlara katılım belgesi veriyorduk. Sınavlarda başarılı olanlara plaketler takdim ediyorduk. Öğrencilere katıldığı okuma programı, karşılığı kuponlar verip sonra sinema, lokantaya gitme gibi aktiviteler kazanmalarına fırsat veriyorduk.

Okuduğumuz kitaplarla ilgili raporlar istemeye ve kitabı kritik etmeye başladık.

Kitap okuduğumuz saatlerin sonunda kitaptan bu gün neler öğrendik sorusunu cevaplayıp hayatımızla karşılaştırmaya başladık.

Sınıfımızın dışında bir insanla kitap okumaya başladık. Bu kişiler; akademisyenler, şair, yazar ve mesleğinde öne çıkmış kişilerdi. Onlarla okuduğumuz kitabın kritiğini yapıyorduk. Onların bilgi ve birikiminden de istifade etmeye çalışıyorduk.

Etkili kitap okuma fidanımız bir hayli gürbüzleşmiş ağaç olmaya başlamıştı. Bir etkinlik sonrasında misafirimiz Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı, Prof. Dr. İdris Nebi Uysal Hocamızdı. Kendisi aynı zamanda velimdir. Program sonrasında:

- Bu sınıf sadece okuma programıyla yetinmemeli. Okunan kitaplar, yeni bir kitabın doğmasına vesile olmalıdır.

Diyerek, bize bir hedef çizdi. Sırtımıza yüklenen sorumluluğun ağırlığına bakmaksızın kitap yazmaya karar verdik. Sağ olsun kendileri de bir hikaye vererek, sürekli desteklediler. ''VELİLERDEN İNCİLER'' adlı kitabımız velilerin ve öğretmenin gerçek hayat hikayelerinden oluşmaktadır. Kitabımızın hikayeleri turkegitimtv.com sitemizde hikayeler bölümünde yayınlanmaktadır.

'Etkili okuma' etkinliğimiz en güzel meyvelerinden birini vermiş oldu. Artık veliler okur olmanın yanında yazar olma unvanı da kazanmışlardı.

Salgın döneminde uzaktan okuma programına geçtik. İl dışından, yurt dışından insanlar da katıldılar. Yeni dostlar edindik, kitap sevdalısı dostlar. Okuduğumuz kitapları internet üzerinden yazar, akademisyen, alanda uzman kişilerle kritik etmeye devam ediyoruz.

Bu etkinlikte ne umduk ne bulduk?

Okuma alışkanlığını, aileden başlayarak edinmek istedik. Büyük oranda hedefimize ulaştık. Birlikte hareket etmeyi öğrendik, sık sık görüşmemiz güzel dostluklara vesile oldu. Dayanışmayı öğrendik. Aidiyet duygusu geliştirdik. Karşılaşılan sorunlara bilimsel çözümler aramayı öğrendik. Küçük çaplı birer kitaplık sahibi olan veliler oldu. Dahası bir hayli okuma alışkanlığı kazanan öğrenci ve veli oldu. Ki bu bile başlı başına çok kıymetli.

Matematik derslerinde karşılaştığı problemi çözemeyen öğrencilere, problem açıklanınca, problemi çözdüklerine tanıklık ettim. Öğrenciye yaptığı işlemi göstererek, matematikle ilgili eksiği olmadığını ama okuma eksiği olduğunu söylüyordum.

Kelimeler bir kavramın taşıyıcısı. Kavramlar gemi misali manalar deryasında; inci, mercan, hazine toplayıcısı. Hepsi gelip okumaya dayanıyor. Üstelik de çok okuyan bir toplum değiliz. Hoş toplumumuz okumayı pek sevmese de okuyanı çok seviyor. Okumak, bir keyfiyet değil bir zaruret.

Bu programı bütün eğitimcilere gönül rahtlığıyla önerebilirim. En baştan belirteyim. Karşılaşacağınız zorluklar mutlaka olacaktır. Zira kolay başarının tadı olmaz. Bir Kızılderili atasözünde söylendiği gibi ''Allah'ım düşmanımı cesur ve kuvvetli yap, eğer onu yenersem utanç duymayayım.'' Ayrıca baş edeceğiniz zorluklar, başka oluşacak bir çok zorluğun önüne de geçecektir.

Tüm veli ve öğrenciler programa katılamıyorlar. Çalışma şartları gibi farklı sebeplerle herkesin katılması pek mümkün olmuyordu. Fakat sınıf mevcudunun kahir ekseriyeti katılım gösteriyorlardı. Hedef her zaman tamamına yönelik olsa da bazan bir bile çok şey ifade eder.

Bu etkinlik gönüllü zorunluluk ilkesine dayalı yürüdü hep. Şöyle ki öğrenciye verilecek uygun pekiştireç aileyi motive etmeye yetmektedir. Çobanın gönlü olursa tekeden süt sağarmış.

İlk emri 'OKU' olan bir dinin mensupları olarak; okumak, okutmak bu yönde gayret göstermek hepimizin vazifesidir. Örnek etkinlik ‘Etkin Kitap Okuma’dan yola çıkılarak çok daha farklı, çok daha güzel çalışmalar yapılabilir.