Zihni Ertuğrul


Peygamber Efendimizin (sav) kendisiyle övündüğü sahabe; “Ukkaşe bin Mihsan”

Zihni Ertuğrul'un Kaleminden


Hz. Ukkaşe, Peygamber efendimizin (s.a.v.)

-“Kim cennetteki arkadaşını görmek isterse, bu adama baksın” dediği sahabedir.

Ükkaşe (ra)

Eline geçen fırsatları kaçırmayan, dikkatli, zeki, cesur bir genç!... Savaş meydanlarında korkusuzca öne atılan, atik hareketleriyle dikkat çeken bir kahraman!... Sîmâ ve ahlâkî güzelliğinden dolayı, “insanların en güzeli” diye tanınan bir yiğit!...

O, Mekke’de doğup büyüdü. Esed oğulları kabilesine mensuptur.

Yirmi yaşlarında iken, gizli gizli İslâm’ı araştırdı. Kardeşi Ebu Sinan ile birlikte Rasûlullah (sav) Efendimize teslim olup, İslâm’la şereflendi.

İki Cihan Güneşi efendimizden ayrılmadı.

Erkam’ın evinde kaldı. Birlikte namaz kıldı ve yeni gelen vahyi, Kur’an ayetlerini öğrendi. Yakınlarına İslâm’ı anlatarak onların da Müslüman olmaları için gayret etti.

Kız kardeşi Ümmü Kays (r.anha) onun vesilesiyle İslâm’a girdi.

Mekkeli müşrikler, Ukkâşe gibi yakışıklı, genç bir delikanlının Müslüman olmasını içlerine sindiremediler. Baskı ve işkence ile,

Onu dinden döndürmeye çalıştılar. Fakat bunda başarılı olamadılar.

O, asla imanından taviz vermedi. İslâm’dan dönmedi.

MEDİNE'YE HİCRET

Mekke’de ezâ cefâ, zulüm ve işkence artınca, Ukkâşe (Ra)  aynı kabileden olan Abdullah ibni Cahş (Ra)  ile birlikte Medine’ye hicret ettiler. 

Mescid yapılınca suffe’ye yerleşti ve Rasûl-i Ekrem sav efendimizden ilim, irfan öğrenmeye devam etti.

Mekke’li müşrikler, Müslümanları Medine’de de rahat bırakmadılar. İslâm’ı yok etmek için savaş açtılar. Allah Teala cihada izin verince savaşlar başladı. Ukkâşe  Bedir, Uhud, Hendek dahil bütün savaşlara katıldı. (el-İstiab, III, 1080)

.......

KORKUSUZ BİR YİĞİT

Ukkâşe, atılgan, gözü pek ve korkusuz bir yiğitti. Bedir savaşında elinde hurma dalıyla büyük kahramanlıklar sergilemişti. Kendisi o günü şöyle anlatır:

“-Düşman safları arasına dalarak önüme geleni yere sermişdim. Bir ara kılıncım kırıldı. Hemen Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yanına gittim ve durumu arzettim. Efendimiz bana bir hurma dalı verdi ve: “Bununla savaş ey Ukkâşe!” buyurdu.

Ben de hiç tereddüt etmeden o hurma dalını aldım ve savaş meydanına döndüm. Elimdeki dal sağlam, bembeyaz bir kılınca dönmüştü. Müşrikleri bozguna uğratıncaya kadar bu kılınçla savaştım.” (İbni Kesir, el-Bidâye ve’n-Nihâye, III, 291; Üsdü’l-Gabe, IV, 64.)

 

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz birgün sahabesiyle otururken onun bu kahramanlığını hatırlatıyor ve “-En hayırlı süvari bizdedir” buyuruyor. Ashab-ı kiram:

“-Yâ Rasûlallah o kimdir?” diye sorunca: “- O, Ukkâşe ibni Mihsan’dır” diye cevap veriyor.

O, akıllı, cesur ve çok dikkatli bir kişiliğe sahipti. Eline geçen fırsatları kaçırmazdı. Rabbine karşı sonsuz tevekkül sahibi idi. Onun bu zeki ve dikkatli davranışları şu hadis-i şerifte görülmekteydi.

TEVEKKÜL EHLİNİN MÜKÂFATI

“Birgün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teala’nın tevekkül ehlini dünya ve âhirette muhafaza edeceğini ve onların hesapsız ve azapsız cennete gireceklerini bildirdi ve şöyle buyurdu:

“Geçmiş ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanında üç beş kişilik küçük bir grup vardı. Peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve peygamber gördüm, yanında kimsecikler yoktu. Bu arada önüme büyük bir kalabalık çıktı. Kendi ümmetim sandım. Bana; “Bunlar Mûsâ’nın ümmetidir, Sen ufka bak!” dediler. Baktım, çok büyük bir karaltı gördüm. İşte bunlar Sen’in ümmetindir. İçlerinden hesapsız ve azapsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır dediler.”

İbn-i Abbâs radıyallâhu anhümâ diyor ki: Söz buraya gelince Peygamber Efendimiz(sav) kalkıp evine gitti. Oradaki sahâbîler bu yetmiş bin kişinin kimler olabileceği hakkında konuşmaya başladı.

Kimileri; “Bunlar peygamberin sohbetinde bulunanlar olmalı” dedi. Kimileri de: “Bunlar İslâm geldikten sonra doğup, şirki tanımamış olanlardır” dedi. Onlar bu meseleyi tartışırken Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem oraya geldi. Ashâb-ı kiram:

“–Hesapsız ve azapsız cennete gireceklerin kimler oldukları hakkında konuşuyoruz” dediler. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:

“–Onlar büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine tevekkül edenlerdir” buyurdu.

Bunu duyan Ukkâşe bin Mıhsan Ra.  yerinden fırlayarak:

“–Beni de onlardan kılması için Allah’a duâ et Yâ Rasûlallah!” dedi.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de:

“–Sen onlardansın!” buyurdu.

Sonra bir başka sahâbî daha kalktı ve:

– Beni de onlardan kılması için dua buyur yâ Rasûlallah, dedi. Efendimiz bu defa:

“– Fırsatı değerlendirmekte Ukkâşe senden önce davrandı. Bu konuda Ukkâşe seni geçti” buyurdu. (Müslim, Îmân, 374; Buhârî, Rikâk, 50)

Allah ondan razı olsun. Rabbimiz bizleri de hayırlı bir süvari olarak yaşamayı ve Ukkâşe radıyallahu anh’ın şefaatine erebilmeyi nasib eylesin. Âmin.

Gaziantep Nurdağı İlçesi Durmuşlar köyünde bulunan Hazreti Ukkaşe'nin (ra) türbesine,

Nurdağı Gaziantep istikametinden 2 Km gittikten sonra sağa dönülerek, 17 Km uzaklıktadır. Yol Asfalttır. Gaziantep istikametinden gelenler çakmak yol çatından sola dönülerek 19 Km yol giderek ulaşabilmektedir. Ferdi gidildiği gibi gruplar halinde de ziyaret edilmektedir.

Hz. Ukkaşe, Peygamber efendimizin (s.a.v.) “Kim cennetteki arkadaşını görmek isterse, bu adama baksın” buyurarak cennete gireceğini müjdelediği bir sahabedir. Çevresine göre oldukça yüksek bir tepede bulunan türbe, müştemilat ve minareden ibarettir

Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, Sayı: 311, Ocak 2012